Bizce Hemen gezin, okuyun, tıklayın…

Eylül
6
Yazar: kitty Tarih: 6 Eylül 2010    Kategori: zaman ayırın

Diyeceksiniz ki ne alakası var dün gece ile Büyükada’nın…

Yazları benim çocukluğum Büyükada’da geçti. Annemle babam çalıştıkları için büyükannemler beni her sene alıp Büyükada’daki yazlığımıza götürürdü. Yolculuğun kendisi bile müthiş bir heyecandı, bir maceraydı benim için. Yataklıyla giderdik İstanbul’a. Kompartmanlarımıza yerleşmemiz, etrafı seyretmem, yanımda sevdiklerim… Bostancı’da iner, ya ada vapurunu beklerken taze ceviz alırdık ya da vapura binince üstüne şeker serpilmiş Kanlıca Yoğurdu…   

Eve varışımızda aklımdaki ilk görüntü bahçeye açılan sarmaşıklı kırmızı demir kapımız. Onu açınca yeni bir dönem başlardı sanki… Ev açılır ve havalandırılırdı. Bu arada ben de hep başlarında, kamber misali! Bayılırdım tepelerinde olmaya, öyle cırcır konuşup rahatsız etmezdim, seyrederdim sadece ama tepelerinde! Bir yerleştik mi de gelsin oyunlar, Agatha Christie okumalar, bisiklete binmeler… Büyükbabam öğleden sonraları yürüyüşe çıkardı bazen. Ben de onunla… El ele tutuşur dolaşırdık beraber.  Değirmen’in önündeki dondurmacı favorimdi. Vişne ve şeftalili dondurmaları külaha gül şeklinde öyle güzel yerleştirirdi ki ben tabii mutluluktan çığlık çığlığa!!!

Bir öğleden sonra uykusundan nefret ederdim. Onun da orasıyla ilgili olduğunu düşünmüyorum. Beni zorlamazlardı ama yanlız kalınca mecburen gider yatardım! Sonra sevdiğim kısım gelirdi; öğleden sonra çayları. Bahçede duran mavi salıncak ve koltuklara geçilir, tam o saatlerde geçen galetacıdan aldığımız anasonlu galetalar çayın yanında yenirdi. Ne ilginç ben her dakika onlarla oturmazdım tabii, çocuğum ya her an başka bir yerde olma potansiyelim var o zamanlar; ama bu “rituel”  toplanmalar beni ne mutlu edermiş meğer! Diyorum hep ben seviyorum kalabalık aile mevhumunu diye! Şimdi şimdi anlıyorum aileyi biraraya getiren büyükannemmiş. İstanbul’daki kuzenlerim gelirdi, teyzem bazen dayım… Hep büyükannem organize etmiş, hep önem vermiş buluşmalarımıza…

 Ve kahvaltılarımız… Hani gözlerinizi kapatırsınız ve burnunuza gelen koku size bir yer, bir şey anımsatır. Benim için Büyükada demek kızarmış ekmek, beyaz peynir ve erik marmeladı demektir! Bunlar gözlerimi kapayıp Büyükada’yı düşündüğümde ilk aklıma gelen şeyler. Büyükada kahvaltılarımız yani… Büyükbüyükbabam ekmekleri kızartırdı. Yanında da beyazpeynir ve ev yapımı erik marmeladı olurdu ki ben çok az yemek yiyen bir çocuktum bunların aklıma gelen ilk şeyler olması beni şaşırtmıştır hep!

Dün gece evde erik marmeladı yaptım. Marmeladı yaparken kendimi bir ahçı sandım ki sormayın!!! Bayılıyorum erik marmeladı yapmaya! Ev mis gibi koktu! Ev çocukluğum koktu. Büyükada koktu…

Ostrich hemen yazmış:

Kokuyla gelen hatıralar hep çok entresan ve güzel gelmiştir bana nedense.. Bazı araştırmalar, koku alamayan insanların hatırlarının silindiğini söylüyormuş! Şokkk 🙂
O zaman ne diyoruzzzzz! Bol bolll güzel kokular duyup mutlu olmaya ve anılar biriktirmeye devam diyoruzz 🙂
Ellerine sağlık hem yazıda paylaştığın güzel anın hem de erik marmeladı için canım Kitty’cim..

kitty hemen yazmış:

Aaaaaaaaaaaa!!! Böyle araştırmalar olduğunu bilmiyordum ama gerçekten olabilir diye düşünüyorum! Bir erik marmeladı bile insanı nelere götürebiliyor!!! :)))
Afiyet olsun canımmmmmmmmmm!!!Senin de benim gibi erik marmeladı sevdiğini biliyorum!
Hep diyoruz ya birbirimize; ne güzel böyle küçük şeylerden mutlu olmamız!
En küçük mutluluk ve biz çığlık çığlığayız :))) Bayılıyorum ben bu halimize! 😉

momo hemen yazmış:

kitty çok güzel yazmışsın. İnsanın içinden bu yazıdan bir film çekmek geliyor yani!

kitty hemen yazmış:

Momocummmmm
Benim için büyük onur :)))
Gel de birlikte yiyelim!:)

Yorum bırakın