Bizce Hemen gezin, okuyun, tıklayın…

December
29
Yazar: kitty tarih:December 29th, 2010    Kategori: izleyin

 

Müthiş bir animasyon! Yeni teknoloji sayesinde halihazırda büyük zevkle seyrettiğimiz animasyonların bir de konusuna bayıldık mı insanın keyfine diyecek olmuyor doğrusu!

Kısaca konusuna değineyim… Kahramanımız bir Viking. Ama o kaslı, güçlü ve savaşçı Viking’lerden biraz farklı. Vikingler ile ejderhalar arasındaki ezeli savaş devam ederken, genç Vikingimiz de kendini kanıtlama peşinde. Bunun için de tek isteği bir ejderha vurmak. Sakarlığı bir türlü peşini bırakmazken köylerine yapılan bir saldırı sırasında ejderhalardan birisini vurmayı “başarıyor” sonunda!! Hem de en tehlikelisini…

Animasyonda korkunun olmadığı yerde sevginin ne kadar güçlü olduğunun altı çizilmiş bence. Ejderhaların mimikleri ve çocuğun onlara yaklaşımı çok güzel!

Sevgi görünce insanlara sokulan ejderhalar düşünün! Tavsiye ediyorum! :)

www.howtotrainyourdragon.com

November
29
Yazar: kitty tarih:November 29th, 2010    Kategori: izleyin

 

Bu sefer sırada bir aşk filmi var. Seyrettiğim en güzel aşk filmlerinden biri…

Baştan söylemekte fayda var, bu filmi en çok sevme nedenlerimden birisi insanlarda “romantizm adına ipin ucu kaçmış” izlenimi uyandırmaması… Film olduğu gibi… Hikaye de öyle.

Filmde II. Dünya Savaşı’ndan sonra yolları tekrar kesişen iki sevgilinin hikayesi anlatılıyor.  

Kızın hayat dolu oluşuna ve çocuğun sevgisine sahip çıkışına hayran kalacaksınız.

Filmi seyredip de beğenmediğini söyleyen birine rastlamadım. O kadar tavsiye ediyorum!

October
22
Yazar: kitty tarih:October 22nd, 2010    Kategori: gezin, izleyin

20 Ekim Çarşamba günü Pera Müzesi’nde gösterimi yapılan Etek İzlerini Silmeden Belgeseli’ni büyük bir zevkle izledim. Hala etkisindeyim.

Galata Mevlevihanesi’nin tarihinden restorasyon öyküsüne, ziyaretçilerinden kedilerine – evet yanlış okumuyorsunuz kedilerine – kadar çeşitli konular işlenmiş. Ama konular bunlarla sınırlı değil elbette. Belgesel aynı zamanda Mevlana’dan, tasavvuftan, semadan ve aşktan bahsediyor.

Gösterime gitmeden önce Ebru Bilun Akyıldız ile yapılan bir röportajı okudum. Projenin bir nevi kendi kendine şekillenmesinden ve mekanın büyülü bir atmosfere sahip oluşundan bahsettiği dikkatimi çekti. Hani bir işe coşkuyla ruhunuzu katarak koyulursunuz ya ve işler yolunda gider, ben onu hissettim söyleşiyi okurken. Daha sonra belgeseli izledim. Mevlana’nın sözlerine vuruldum. Suskunlar Mekanı’na farklı bir perspektiften baktım. Dönmenin anlamını hatırladım. Oranın huzurunu koklamak istedim. Sanırım Galata Mevlevihanesi beni bekliyor…

Aslında daha çok şey yazmak, etkilendiğim şeyleri sizlerle paylaşmak istiyorum. Ama bu sefer susma zamanı. Keşiflerinizi size bırakmalıyım…

30 Ekim Cumartesi günü saat 14.00’te Pera Müzesi’nde bir gösterim daha var. Kaçırmayın…

http://etekizlerinisilmeden.com/

October
6
Yazar: momo tarih:October 6th, 2010    Kategori: izleyin, zaman ayırın

Bazılarımız gündüzleri gecelere tercih ederiz, bazılarımız ise tam tersi. Hatta bazı ünlü insanların gece yaşadıklarını, gündüz vakti uyuduklarını biliyorum. Aslında iki vakti de farklı şekilde sevebiliriz değil mi? Başak isimli çok sevdiğim bir arkadaşımın önerisi üzerine, yönetmenliğini Teddy Newton’un yaptığı Pixar’ın “Day & Night” (“Gündüz ve Gece”)  isimli kısa filmini izledim. Bu filmde Gündüz ve Gece birer karakter olarak canlandırılmış ve bu karakterler birbirlerini keşfediyorlar. Önce bir kıskançlık oluşuyor ama sonradan birçok ortak yönleri olduğunu anlıyorlar. Yönetmenin ve ekipteki diğer insanların hayal güçlerine hayran kalmamak elde değil. Bu film sinemalarda, Toy Story 3 filminden önce gösterilmiş. Bu filmi bana keşfettiren Başak’a tekrar teşekkür ederim!

Bence hemen, gecenin ve gündüzün keyfini, bir kez de Day & Night’la çıkarın:)

May
18
Yazar: momo tarih:May 18th, 2010    Kategori: deneyin, izleyin, zaman ayırın

Dün herhalde hayatımda ilk defa danimarkalı yönetmeni olan film izledim. Cannes film festivali nedeniyle festivalle beraber farklı yarışmalar oluyor ve ancak onlara yer bulunabiliyor. Cannes’a 20 km uzaklıkta tepelerde Valbonne köyünün küçücük sinemasında bir kısa metraj bir de uzun metraj film izleyecektim. Uzun metrajlı filmin ağır bir film olduğunu önceden biliyordum onun için moralimi hazırlamaya çalışmıştım fakat diğer film hakkında hiç araştırma yapmamıştım.

Kısa metraj filmin adı Berik. Aslında filmin sadece yönetmeni Danimarka’lı. Herşey Kazakistan’ın Semei kenti veya köyünde geçiyor. Seyirciyi etkileyen tabii ki Berik: 33 yaşında bu insanın yüzünde ciddi bir deformasyon var ve kendisi görme özürlü (nedenini filmin sonunda anlıyorsunuz). Berik dahil oyuncular aslında profesyonel değiller ama seyircinin kalbini hemen çaldılar. Hikâyeyi anlatmayacağım ama çok sade çok yalın bir hikâye. Moral bozan bir film olsa da gerçekleri gösteriyor, insanların biraz da gözünü açıyor.

Berik filmi bittikten sonra, Armadillo isimli bir buçuk saatlik film başladı. Armadillo Afganistan’da Danimarka’lıların sözde barışı sağlamak için gönderildikleri bir kamp. Film oraya 6 aylığına giden genç askerlerin psikolojisini yalın şekilde gösteriyor. Zaten film değil belgesel olarak tanıtılıyor. Bu filmi izledikten sonra halen bir yerlerde silahların konuştuğunu hatırlıyorsunuz ve insanın psikolojisinin ortamdan ne kadar etkilendiğini…Film bittikten sonra yönetmenlere soru sormamız mümkündü. Yönetmene ben sadece bu askerlerin bu belgeseli izleyip izlemediklerini sordum. Kendisi filmdeki bütün askerlerin filmin son halini izlediklerini, bazılarının kendilerini sorgulamaya başladıklarını, bazılarının sinirlendiklerini belirtti. Fakat yine de gösterime izin verdiklerini de ekledi. Çok etkileyici bir belgesel..

Bence hemen, aslında hemen olmasa da kendinizi psikolojik olarak hazır hissettiğinizde, Danimarka sinemasını Berik ve Armadillo ile keşfedin..