Bizce Hemen gezin, okuyun, tıklayın…

Mart
9
Yazar: kitty tarih:Mart 9th, 2012    Kategori: izleyin

Kendimi kötü hissettiğim zamanlarda geceleri gözlerimi kapatır, uzun zaman önce rüyamda gördüğüm o ağacın gölgesinde, dizlerimin üzerine çökmüş papatyalardan taç yaparken bulurum kendimi…

Bu aralar sık sık o küçük tepedeyim yine. Koca gövdeli ağacın gölgesinde… Daha bir huzurlu dalıyorum uykuya…

 

Dün Martin Scorsese’nin filmi Hugo’ya gittim.

Paris tren garındaki saatleri kuran öksüz bir çocuğun hikayesi. Hugo bir nevi görünmez yaşıyor hayatını, gizli gizli. Saatleri düzgün kurmaya devam ettikçe de bunun böyle süreceğinden emin…

Film üç boyutlu, görsel efektleri çok güzel. Paris çok güzel, 3D sayesinde üzerinize yağan kar çok güzel, koca saat çarklarının arasından süzülüp gece Eiffel Kulesi’ni seyretmek çok güzel… Ama çoçuğun sonunda bulduğu şey daha bir özel, sıcacık, coşku dolu!

Etkileyici bir film, seveceksiniz…

 

Filmden sonra neden rüyam takıldı aklıma dedim kendi kendime…

Sanırım mesajları algılama şeklimizden.

Ben uzun süre, huzuru bulmak için rüyamdaki gibi bir ortam olması gerektiğini düşündüm. Oysa bu doğru değil. Evet uykuya dalarken beni rahatlatan bir yöntem bu ama esas mesaj daha büyük, daha derinmiş. Ben o rüyadan önce huzuru hissedebileceğimden bile emin değilmişim meğer! Rüyam sayesinde önemli bir keşif yaptım aslında.

 

Beklediği mesaj ona özlemini duyduğu şeyi verdiğinde Hugo’nun hissettiği gibi hissettim sanırım…

www.hugomovie.com