Bizce Hemen gezin, okuyun, tıklayın…

Nisan
14
Yazar: momo tarih:Nisan 14th, 2010    Kategori: deneyin, dinleyin, zaman ayırın

Yakında 22 yaşına basacak olan Béatrice Martin isimli Kanada’lı bu genç kızın sesi sizi çok etkileyecektir. 3 yaşında annesi sayesinde hemen piano öğrenmeye başlamıs ve sonradan piyanoya hiç elini sürmeyeceğine dair kendisine söz vermiş. Fakat bu sözü tutmayı başaramamış. İyi ki de bu sözünü tutmamış…

Çoğu şarkıları hem yazmış hem de bestelemiş. Şarkıyı dinlerken sözlerini anlamak ne kadar zor olsa da, bir kere okuduğunuzda (fransızca) bu sanatçının gerçekten çok kabiliyetli olduğunu anlayabilirsiniz. Bu yaşta bunları nasıl yazmış ve uygun bir beste ayarlamış hayretler içerisindeyim. Size « Pour un infidèle » veya « Ensemble » şarkısını dinlemenizi tavsiye ederim.  Eminim seveceksiniz..

Bence hemen  « Cœur de pirate » albümünü bulun ve dinleyin ..

Nisan
6
Yazar: kitty tarih:Nisan 6th, 2010    Kategori: zaman ayırın

 

On beş sene kadar önceydi. Bir arkadaşımın apartmanına gireceğiz. Bahçesinden geçiyorduk ki sebepsiz durdum, dönüp arkama baktım. Aslında ne bir ses duydum ne bir şey. Kuyruğunu cilveli cilveli sallayan bu tekir güzeli karşımda duruyordu. Kendimi kaybettim tabii, hemen alıp yukarı çıkardık arkadaşımla. Eve götürdüğümde güzel kızımın kapıdan içeri girmesi yetti, annemin ilk reaksiyonu “hadi gidip kum alalım!” oldu!

Aradan on beş sene geçti. Her geçen gün sevgimiz büyüdü. Kalbimizi fethetti o “muşmuş” bakışlarıyla. Binbir tane isim taktım kızıma. Hayvanseverler beni anlayacaklardır. O kadar bağlanıyorsunuz ki bir gün keyifsiz görseniz nesi var acaba diye karalar bağlıyorsunuz. Hep oynasın zıplasın istiyorsunuz. Derdini de anlatamadığı için belki, hemen içinize oturuveriyor onları keyifsiz görmek…

Son zamanlarda Kittym böyle keyifsizdi işte… Veterinerlere götürüp durduk. Tam bir teşhis koyulamadı. Çok halsizleşti, zayıfladı. Ankara’da çok güvendiğim bir veteriner arkadaşıma yollamaya karar verdik. Arabada o haliyle bile cilve yaptı kutusundan çıkarıyım diye. İyiliği için gönderdiğimi bilsin diye dua ettim, o gün çalıştığım için yanlız yollamak zorundaydım. Arkadan da izin alıp ben gidecektim. Uçağa bindirmeden önce konuştum onunla, korkmamasını söyledim. Tedirgin olduğu zamanlarda sesimi duymak hep iyi geldi ona çünkü.. Sonra da kutusunda teslim ettim görevliye, tam gidecekken içim rahat etmedi bir kez daha baktım. O da bana baktı o güzel kocaman yeşil gözleriyle… Meğer bu bir vedaymış. Yetişemedim…

Üzgün halimi gören bazı kişiler bana sırf bu yüzden evcil hayvan almadıklarını söylüyor. Bu benim anlayamadığım bir bakış açısı. Kitty’yi aldığımda ben 17 yaşımdaydım.. Genç kızlık dönemimden bugünlere kadar hep beraberdik. Bir nevi beraber büyümek… Beni koşulsuz sevdi. Keyfim yerindeyken zaten birlikte oynadık ama üzgün olduğumda da hep bildim sessiz dostumun yanımda olduğunu. Cilveler yaptı, onu hamur edip mıncıklamama izin verdi. Anne oldu ortaya 3 tane bıcırık çıktı, ailemiz büyüdü. Birgün bizden ayrılacak diye insanların bu kadar büyük bir sevgiden mahrum kalma isteğini anlamıyorum, anlamayacağım… Evet şimdi çok üzgünüm, resmen canım acıyor ama bu da hayatın bir parçası işte. Kimse kimsenin yanında ebediyen kalmıyor, kalamıyor…

Çarşafları sererken altına girip saklambaç oynamasıyla, iskemlenin sırt kısmındaki boşluklara kafasını oturtup “çin işi japon işi” olmasıyla, nuar eti ve rokfor peynirine çıldırmasıyla, fransız koltuklarda otururken takındığı asil duruşuyla(!!!), yazları dökülen kışları uzayarak kulaklarının arkasından fışkıran “filkester”leriyle, iki patisini bulduğu bütün ayakkabıların içine sokmasıyla ve daha birçok maymunluklarıyla bana o kadar çok sevgi verdi ki… Küçücük şeylerden kocaman mutlu oldum onun sayesinde… Kitty benim hayatıma dokundu. Güzel yeşil gözlü kızım benim…

Bu sevgiyi tatmak için ne bekliyorsunuz?…