Bizce Hemen gezin, okuyun, tıklayın…

Aralık
29
Yazar: kitty tarih:Aralık 29th, 2009    Kategori: gezin

Bu yazıyı çok daha önce yazmalıydım. Bakınız: bir alt paragrafta bulunan tarih! Bir dahaki sergi turumu sizlerle sıcağı sıcağına paylaşmaya özen göstereceğim…

18 Kasım’da Kadir Has Üniversitesi’nde bulunan Rezan Has Müzesi’ndeki bir resim sergisi açılışına davetliydim. “Türk Resim Sanatı’nın Bir Asırlık Öyküsü II”. Bayağı bir zaman geçmiş müzelere gitmeyeli. Çok hoşuma gitti. O resimleri, o sanatı doya doya seyretmeyi çok özlemişim. Gerçekten abartmıyorum, ben sergilere ya da müzelere gittiğimde o incelediğim şey, resim ya da obje her ne ise seyrediyorum. Kendimi iyi hissediyorum onları seyrettikçe. Üniversiteye hazırlanırken babam demişti ki: “sanatla ilgili bir dalda okuyunca hayata bakış açın değişecek, daha farklı bir perspektiften bakacaksın.” Gerçekten de doğruymuş… İçmimarlık okurken bir farklı bakar oldum etrafıma.

Gelelim bahsettiğim sergiye… Herkese tavsiye ediyorum muhakkak görülmesi gereken bir resim sergisi. 30 Nisan 2010’a kadar devam ediyor. 100 kadar eser özel bir koleksiyondan alınmış. Özellikle iki tanesini çok beğendim. Biri Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun “Asmalımescit” adlı resmi. Diğeriyse kelimenin tam anlamıyla hayran kaldığım İbrahim Çallı’nın “Sahilde İki Kadın” adlı resmi. O seyretme durumumdan bahsediyorum ya koyun önüme ben bütün gün seyredeyim o resmi. O kadar beğendim… Açılıştaki kalabalık el verdiği sürece hep o resmin önündeydim. Benim için kürkçü dükkanı o resmin önüydü yani o gece! Deli dediler bana deli! Ama seyrettim kendimce işte ne yapayım. Bayıldım bayıldım…

Bir yıl daha bitmek üzere. Bu da demek oluyor ki 2010 yılı için dileklerde bulunma zamanı geldi benim için. İlk dileğim sağlık hepinize. Bu, dilekleriniz her ne ise gerçekleştiği zaman o mutluluğu sonuna kadar tadabilmeniz için gereken en önemli şey bence. Sonra gelsin kahkahalar, güzellikler, mucizeler! 2010’da mutluluktan gözlerinizin içi gülsün! Hepinize iyi bir yıl dilerim…

Aralık
10
Yazar: momo tarih:Aralık 10th, 2009    Kategori: dinleyin, zaman ayırın

Geet ChartrouGeçen hafta sinemaya gittiğimizde filmin sonunda çok güzel bir parça dinledik. Biraz dikkatli dinlemeye başladığımızda, hiç bir müzik aleti kullanılmadığını melodiyi yaratanın sadece ıslık olduğunu fark ettik. Sinemaya gidince filmin jeneriğini sonuna kadar izlediğimiz için hemen ıslık ustasının ismini not edip ertesi gün kendisi hakkında araştırmalara başladık. Ustamızın ismi Geert Chartrou. Kendisi meğer Dünya Islık şampiyonuymuş (evet, böyle şampiyonalar bile varmış;)). Internet sitesinden bir kaç parça dinleyebilirsiniz. Mozart’ın Türk Marş’ındaki performansı gerçekten inanılmaz.

Beyler, böyle bir ıslığa hiç bir bayan dayanamaz;)

Bizce hemen dinleyin ..:)

Aralık
9
Yazar: kitty tarih:Aralık 9th, 2009    Kategori: deneyin

Bugün biraz eğlenelim diyorum. Açıklamama izin verin birazdan anlaşılacak eğlence konunuz..

 

Benim bir iki sene önce saçlarım tip değiştirme isteği duydu sanırım, kurumaya başladı. Böyle çitiş çitiş garip birşey oldu. Bayağı farklı ürünler denedim ama bir türlü eski haline döndüremedim. Kısacası o zamandan beri şampuan reklamlarında da hep duyduğumuz gibi “cansız, mat saçlarla” dolaşıp duruyorum. Hiç de memnun değilim bu halimden.

Şimdi hikayenin can alıcı kısmına geliyorum. Bana badem yağı önerdiler. Saç diplerine sürülürmüş. Bunu farklı farklı bir sürü kişiden duydum. İyi güzel dedim kendi kendime. Yapılabilecek birşey.

Geçen gün dergi karıştırıyorum. Aaaaaaa o da ne! “Yıpranan saçlarınızın doğal parlaklığını, canlılığını kazanması için basit uygulanabilir yöntemler” gibi bir başlık. Dört şey var karıştırılması gereken, bunlardan biri de badem yağı. Gözüm badem yağını yakaladı ya tamam gerisi önemli değil! Sonrası için şenlik başladı diyebilirim sadece..

Bir heyecan gittim badem yağı aldım. Diğerleri zaten mutfaklarımızda olan şeyler. Evet yanlış okumadınız mutfak yazdım. Bal, yoğurt ve muz! Ben sizin gibi akıllı davranıp “Muzla yoğurt?? Ne alakası var şimdi bunların saçlarla???” demedim. İçinde badem yağı var ya karışım benden geçer notu aldı bir kere!

Dün akşam bir güzel sürdüm ben bu muhallebi gibi olan karışımı kafama. Topuz yapıp boneyi de geçirdim o muhteşem saçlarımın üstüne. Dergide biraz beklemek lazım diye yazıyordu. Başladım beklemeye ama yazdığı kadar değil, şükürler olsun ki! Yani ben bile o kadar duramamışım düşünün artık siz gerisini. Neyse duruladım tabii saçlarımı. İlk seferde ne fark olacaksa, bir heyecan geçtim aynanın karşısına. Geçer geçmez bir de ne göreyim???? Kafamda küçük küçük, sayısı da hatırı sayılır türden muz  parçaları! Saçlarım da ıslak olduğundan hepsi yapışmış kafama. Bir sonraki karede, evin içinde çığlık çığlığa bir ben tabii! Neyse ki tarayınca gitti büyük çoğunluğu… Hepsi diyemiyorum çünkü kafamda hala kalmış olma olasılıkları yüksek!!!!

Düşündükçe hala kafam kaşınıyorrrrrrrrrrrrrrrrrr!!! Ben müstahakım zaten!

“Aman size ders olsun!” diyemeyeceğim çünkü böyle birşey denemeceğiniz konusunda sizlere olan güvenim tam!

Bu “süper zeka maceramı!!!” hangi kategoriye koysam bilemedim. Bir şekilde de sizlerle paylaşmam lazım. Yeni kateori açmak olmazdı bu şapşallığım için; “deneyin”e koyuyorum mecburiyetten yanlış anlaşılmasın.

 

Sırf bu yazı için lütfen ama lütfen kategori adını “bizce hemen uzak durun!!!!” olarak kabul edin…