Bizce Hemen gezin, okuyun, tıklayın…

Eylül
17
Yazar: kitty tarih:Eylül 17th, 2009    Kategori: dinleyin, gezin

 Picture 460

Aslına bakarsanız öyle arya dinleyen bir insan değilimdir. Bana biraz ağır gelir. Klasik müzik severim ama operayı pek anlayamıyorum sanırım. Eğer operaya gitmişsem de – şimdiye kadar Türkiye’de toplasanız üç bilemediniz dört kere babamla gitmişimdir – sanatçı performanslarını mı izleyim, ne diyorlar onu mu takip edeyim derken kafam karışıyor, konsantrasyonum bozuluyor ve esas olayı kaçırıyorum bir şekilde! Kısacası hakkını veremiyorum bu sanat dalının galiba.

Bütün bu düşüncelerim bir yana, size Puccini’nin hikayesini güzel ama bir o kadar da acımasız Çin Prensesi Turandot ile Prens Calaf’ın aşkları üzerine kurguladığı Turandot Operası’ndaki Nessun Dorma aryasından bahsetmek istiyorum. Bir insan bir müziği her dinlediğinde bu kadar etkilenebilir mi? Abarttığımı düşünebilirsiniz ama ben yine de dinlemeniz için ısrar ediyorum.

Bence bu kadar etkileyici olmasının altında sözlerinden çok daha başka şeyler var. Ben italyanca bilmiyorum dolayısıyla sözlerini anlamıyorum.  Daha doğrusu anlamıyor-dum. Merakımdan araştırdım buldum, anlamları da çok güzel… Ama bu başka birşey. Bir yerde konu sanatın ne kadar farklı milletten ya da kültürden insana ulaşabildiğine geliyor bence. Çünkü burada müziğe öyle bir kaptırıyorsunuz ki kendinizi, sözlere ihtiyaç duymuyorsunuz artık. O size anlatıyor herşeyi. İşte tam da o an sizin gibi hisseden ama hiç tanımadığınız, dünyanın herhangi bir yerindeki başka birisiyle buluştuğunuz ortak paydanız oluveriyor. Bunu başaran besteciye, ortaya çıkardığı sanatına saygı duymamak mümkün mü?

Geçen sene çıktığımız İtalya sehayatimiz sırasında genelde uyguladığımız bir kuralımız vardı: bir gün önceden ertesi gün gezeceğimiz yerleri belirliyorduk. Böylece güzergahımızı kolayca çizebiliyorduk. Orada da Türkiye’den aldığım bir rehber kitap var, resimleri olduğu için ha bire sayfalarını karıştırıyoruz. İşte yine o plan zamanlarından biri. Bu sefer ön hazırlıklarımız Kuzey Toscana Bölgesi için. Bir baktım kitap Puccini’nin aynı zamanda doğduğu yer Lucca ile kentin kalabalığından kaçmak için tercih ettiği Torre del Lago’daki evinden bahsediyor. Hem de bu yerler bizim gezip görebileceğimiz uzaklıkta. Artık ne siz sorun bendeki sevinci ne de ben söyleyeyim! Tesadüfen oraya gitmeden önce annemle telefonda konuşma fırsatı buldum. Nereye gideceğimizi söylediğimde o da çığlık çığlığa, mutlu oldu. Eee benim bu çığlıklarımın var tabii ki bir orijini!

Büyükannemle büyükbabam çok severmiş Puccini’yi, özellikle büyükannem. Küçükken evlerinde piyanonun üstünde görürdüm hep bestecinin biblosunu. Ama tabii o zamanlar anlamıyorum. Oradan almışlar meğerse…

Picture 446

100_1171

Museo Villa Puccini üstteki ilk resimde görülen Lago di Massaciuccoli’nin kıyısında bulunuyor. Burası sazlarıyla, etrafındaki yeşil çevresiyle ve yüzen ördekleriyle huzur veren, küçük kulesiyle de kendine has bir yer. Müzeye geldiğinizde öncelikle kapıda giriş saatini beklemeniz gerekiyor. Her seferinde sınırlı sayıda kişi aldıklarından belirli saatler aralığında dolaşıp çıkma zorunluluğu var. İçeri girdiğinizde herşeyin korunduğunu görüyorsunuz. Çalışma masasının üstünde duran kaleminden tutun da mürekkepliğine kadar. Vitrinlerin içinde ise resimler, notlar… Puccini’nin gömülü olduğu mozole de burada bulunuyor.

İlginç turumuzu tamamladıktan sonra alıyoruz soluğu Lucca’da… Ben elimden hiç ama hiç düşürmediğim canım fotoğram makinemle köşe bucak resim çekmeye devam ediyorum.

Picture 510

Picture 516

Kah Lucca’nın sokaklarını keşfediyoruz, kah açık bulduğumuz kapılardan avlulara doğru merak dolu bakışlar atıyoruz.

 

Picture 477

 

Picture 481

Sonra acıktığımızı farkediyoruz ve Piazza Napoleone’de yemek yiyoruz. Burası kocaman, yüksek yüksek ağaçların olduğu bir meydan. Her köşe başında bir dondurmacı. Biraz soluklandıktan sonra tekrar düşüyoruz yollara.

Picture 459

Picture 484

 

Picture 486

 

San Michele in Foro Kilisesi’nin köşesindeki esasen içeridekinin kopyası olan Madonna heykeli ile San Frediano Kilisesi’nin ön cephesindeki Göğe Çıkış’ı simgeleyen mozaik tüm ihtişamıyla ayrı ayrı bizi selamlıyorlar…

 San Michele in Foro Kilisesi

San Michele in Foro Kilisesi ve aslı kilisenin içinde bulunan Madonna heykeli.Picture 490

 San Frediano Kilisesi’nin ön cephesinde bulunan “Göğe Çıkış” mozaiği.Picture 511

 

Burada sanki herşey Puccini’ye gönderme yapıyor. İnanın bana dondurmacılar bile!

Picture 496

Picture 491

Ayrıca sanatçının 150. yıldönümü kutlamaları çerçevesinde etkinlikler de var..  Bütün bunların Lucca’da yapılıyor olmasının nedeni bestecinin bu kentte yaşamış olması elbette. Hatta Turandot’u bile buradaki evinde bestelemeye başlamış…

Bu yazıyı yazarken birşeyi merak ettim. Acaba ilk dinlediğim arya Nessun Dorma olsaydı operayı daha çok sever miydim? Tabii ki her aryayı seveceğim diye birşey yok ama sanırım evet, daha bir ilgili olabilirdim bu sanat dalına karşı diye düşünüyorum.  

İşte bu yüzden Nessun Dorma bir şansı hakediyor bence.

Eğer bu aryayı ilk defa dinleyecekseniz, keyifli olduğunuz bir akşamı seçin. Güzel bir bardak şarap eşliğinde müziğin sesini biraz açın ve kendinizi müziğe bırakın…

İtalya beni böyle yapıyor işte!!!